Mühendislikten Yöneticiliğe Geçerken Kimsenin Söylemediği Beş Şey
Yazıler

Mühendislikten Yöneticiliğe Geçerken Kimsenin Söylemediği Beş Şey

Mühendislikten yöneticiliğe geçiş, kariyerdeki en kötü hazırlanılan geçiştir.

Size yeni ünvanı verirler, sorumlulukları anlatırlar, belki bir eğitim gönderirler. Kimsenin söylemediği şey ise şudur: bu bir terfi olduğu kadar bir meslek değişikliğidir. Eski işinizde iyi olmanız, yeni işinizde iyi olacağınızın garantisi değil; hatta bazen tam tersi.

Bu yazı, o geçişi yaşarken keşke önceden bilseydim dediğim beş şey üzerine.

1. Artık üretmiyorsunuz ve bu ilk aylarda kötü hissettiriyor

Mühendislikte günün sonunda elinizde bir şey olur. Çalışan bir kod, çözülmüş bir problem, tamamlanmış bir tasarım. Somut. Ölçülebilir. Sizin.

Yöneticilikte günün sonunda elinizde çoğu zaman hiçbir şey olmaz. Sekiz saat toplantı yapmış, üç engeli kaldırmış, iki tartışmayı yatıştırmış, bir kararı hızlandırmış olabilirsiniz, ama gösterebileceğiniz bir çıktı yoktur.

İlk aylarda bu, üretkenlik kaybı gibi hissettirir. Akşam eve gidip "bugün ne yaptım ki?" diye düşünürsünüz.

Burada bilmeniz gereken şey şu: hissettiğiniz şey yanlış değil, ölçünüz yanlış. Çıktınız artık sizin ürettiğiniz şey değil, ekibinizin üretebilme kapasitesi. Ama bu ölçüye alışmak zaman alıyor ve bu arada geçen süre gerçekten rahatsız edici.

Bu dönemde en yaygın hata, rahatsızlığı bastırmak için kendine teknik iş almaktır. Bir modülü üstlenmek, bir hatayı kendi düzeltmek. Anlık olarak iyi hissettirir, çünkü tanıdık bir başarı duygusu verir. Ama iki sonuç doğurur: o iş sizde tıkanır (çünkü toplantıdasınız) ve ekip size teknik bir kaynak olarak bakmaya devam eder.

2. En iyi mühendis olmayı bırakmanız gerekiyor ve bu bir kayıptır

Bunu bir gelişim fırsatı gibi anlatmak istemiyorum, çünkü değil.

Yıllarınızı bir alanda derinleşerek geçirdiniz. Odadaki en iyi kişiydiniz ya da olmaya çalışıyordunuz. Kimliğinizin bir kısmı buydu. Yöneticiliğe geçtiğiniz an, o derinliğin bakımını yapacak zamanınız kalmıyor ve ekibinizdeki insanlar sizi geçmeye başlıyor.

Bu gerçekten bir kayıptır. Kayıp olduğunu kabul etmek, onu yönetmenin ilk şartı. Kabul etmeyenler iki hatadan birine düşüyor:

  • Yarışmaya devam edenler: ekibinin en iyi mühendisi olmakta ısrar eder, teknik tartışmalarda kazanmak ister, kendi çözümünü dayatır. Ekip düşünmeyi bırakır.
  • Tamamen bırakanlar: üç yılda alan bilgisi tamamen erir, sadece takvim ve rapor konuşan birine dönüşür. Ekip ona hesap verir ama danışmaz.

Sağlıklı yol ikisinin arasında: derinliği bırakmadan, en iyi olma iddiasını bırakmak. Ekibinizin sizi teknik olarak geçmesi hedeftir, tehdit değil. Sizin göreviniz onların sizden iyi olduğu bir ortamda hâlâ doğru soruyu sorabilmek.

Ben bu bakımı akademik bir bağla yapıyorum: devam eden bir yüksek lisans tezi, haftada birkaç saat gerçek bir teknik problemin içinde kalmak. Herkesin yolu bu olmak zorunda değil ama bir yol olmak zorunda. Kendiliğinden korunmuyor.

3. Kötü haberi taşımak işin kendisi, yan etkisi değil

Mühendislikken kötü haber verirdiniz: "bu çalışmıyor", "bu tahmin tutmaz". Rahatsız edici ama teknik bir gerçeği bildirmekti.

Yöneticilikte kötü haber taşımak işinizin en büyük parçalarından biri. Ve karakteri farklı: artık sadece bildirmiyorsunuz, sonuçlarını da üstleniyorsunuz. Takvim kayıyorsa bunu söyleyen sizsiniz. Bütçe yetmiyorsa bunu savunan sizsiniz. Bir karar yanlış çıktıysa hesabını veren sizsiniz, kararı kim vermiş olursa olsun.

Yeni yöneticilerin en yaygın refleksi bunu geciktirmektir. "Bir hafta daha bekleyeyim, belki toparlanır." Bu refleks anlaşılır ve neredeyse her zaman durumu kötüleştirir. Çünkü kötü haberin maliyeti zamanla artar: erken söylenen gecikme bir plan değişikliğidir, geç söylenen gecikme bir krizdir.

Öğrendiğim pratik kural: kötü haberi, kesinleştiğinde değil, olasılık haline geldiğinde söyleyin. "Şu an %60 ihtimalle üç hafta kayacağız, sebebi şu, şunu deniyoruz" cümlesi, üç hafta sonra "kaydık" demekten kıyaslanmayacak kadar iyidir. İlkinde paydaşa hareket alanı bırakırsınız; ikincisinde sadece haber verirsiniz.

4. Teknik itibarınız erir ve bakımı sizin sorumluluğunuzdur

Ekipler yöneticilerini sessizce sınıflandırır. Bu sınıflandırma açıkça konuşulmaz ama davranışı tamamen belirler.

"Bizim işimizi bilen" yönetici ile "bizim işimizi bilmeyen" yönetici, aynı toplantıda aynı soruyu sorduğunda farklı cevaplar alır. Birinciye gerçek durum anlatılır. İkinciye durumun sunuma uygun hali anlatılır.

Ve bu sınıflandırma kalıcı değildir; sürekli güncellenir. Üç yıl önce mühendis olmanız, bugün "bilen" kategorisinde olmanızı sağlamaz. Kategori, sorduğunuz sorularla korunur.

Korumanın yolu her şeyi bilmek değil (bu zaten mümkün değil). Yolu şu:

  • Bilmediğinizi söyleyebilmek. "Bunu anlamadım, açar mısın" cümlesi otoriteyi zayıflatmaz. Anlamış gibi yapıp yanlış karar vermek zayıflatır.
  • Bir konuyu gerçekten öğrenmek için zaman ayırdığınızı göstermek.
  • Teknik tartışmayı kazanmaya değil, netleştirmeye çalışmak.

5. Başarı ölçünüz değişti ve yenisi gecikmeli geliyor

Mühendislikte geri bildirim döngüsü kısadır. Kod çalışır ya da çalışmaz. Test geçer ya da geçmez. Aynı gün öğrenirsiniz.

Yöneticilikte kararlarınızın sonucunu aylar sonra görürsünüz. İşe aldığınız kişinin doğru kişi olup olmadığını altı ayda, kurduğunuz süreç yapısının işe yarayıp yaramadığını bir yılda, takıma yön verirken yaptığınız tercihin doğruluğunu belki hiç öğrenemezsiniz.

Bu gecikme iki şeyi zorlaştırıyor: kendinizi değerlendirmek ve öğrenmek. Kısa döngülü geri bildirime alışmış bir beyin için bu, karanlıkta yürümek gibi.

İşe yarayan tek şey, ara göstergeler belirlemektir:

  • Ekip kendi arasında sizin haberiniz olmadan sorun çözüyor mu? (İyi işaret.)
  • İnsanlar size kötü haberi getiriyor mu, yoksa öğrendiğinizde geç mi kalıyorsunuz? (En önemlisi.)
  • Siz izinde olduğunuzda işler duruyor mu? (Duruyorsa bir şey yanlış.)
  • Ekipteki insanlar bir yıl önceki hallerinden daha mı iyi?

Bu sorular size projenin durumunu söylemez. Yöneticiliğinizin durumunu söyler ve gerçek ölçü budur.

Peki geri dönmeli miydim?

Bu geçişi yapan herkesin bir noktada sorduğu soru bu ve dürüst cevap "duruma göre".

Yöneticilik, mühendislikten daha üst bir basamak değil. Farklı bir iş. Bazı insanlar için daha tatmin edici, bazıları için değil. Teknik derinlikte kalıp uzmanlaşan bir mühendisin kariyeri, kötü bir yöneticininkinden her ölçüde daha değerlidir.

Geçişi yapmadan önce sorulacak doğru soru "terfi ister miyim" değil, şu: başkalarının başarısından, kendi başarınızdan aldığınız kadar tatmin alıyor musunuz?

Cevap evetse bu iş size göre. Hayırsa, hiçbir ünvan o boşluğu doldurmuyor.


Bu yazıdaki görüşler şahsıma aittir, çalıştığım kurumları bağlamaz.

İlgili İçerikler